Hoşgeldiniz  

Elli yıldır ağaçlara “nefes” oluyor

admin | 30 Ağustos 2018 | Genel A- A+

İstanbul’da, babasının yanında yetiştikten sonra işi devralan Ali Rıza Acar, 50 yıldır kaval, zurna, ney, düdük gibi üflemeli çalgılar üreterek ağaçlara nefes veriyor – İmalathanesinde tek başına ürettiği eserlerin çoğunu yurt dışına satan Acar, yılbaşından sonra mesleği bırakmayı düşünüyor – Ali Rıza Acar: – “Ney, zurna, kaval gibi nefesli aletlerin ustasıyım. Beni babam nasıl yetiştirdiyse çocuklarımın da ben öldükten sonra bu işi yapmasını çok isterim” – “Yaptığım aletleri işlerden dolayı başımı kaldırıp öğrenmek nasip olmadı. Tabii ki bir iki parça çalmak isterdim ama hiç zamanım yok. Bu zamana kadar gece gündüz çalıştım. Çalmayı bilseydim eğer önce kendim çalar akorduna vesaire bakardım”


 İstanbul’da “Düdükçü Nuri” lakaplı babasının yanında yetişen Ali Rıza Acar, 50 yıldır kaval, zurna, ney, düdük gibi üflemeli çalgılar üretiyor.

Esenler Havaalanı Mahallesi’ndeki imalathanesinde tek başına çalışan 64 yaşındaki Acar’ın ürettiği enstrümanlar, atölyenin yan tarafında, oğlunun müzik aletleri sattığı iş yerinde, sanatseverlerin ilgisine sunuluyor.
Yaptığı enstrümanları genelde yurt dışına satan ve taleplere yetişemeyen Acar, 50 yılın verdiği yorgunluk nedeniyle yılbaşında mesleğine veda etmek istiyor.
Yetiştirecek çırak bulamamaktan ve işini öğrettiği 4 oğlundan sadece birinin bunu sürdürme kararı almasından yakınan Ali Rıza Acar, yılbaşında imalathanesini oğluna devretmeyi planlıyor.

 – “Avrupa’da yaşayan Türklerden çok talep geliyor”

Ali Rıza Acar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilkokulu bitirdikten sonra 1968 yılında Tahtakale’de “Düdükçü Nuri” lakaplı kaval ustası olan babasının yanında çırak olarak işe başladığını, 10 yıl çıraklık yaptıktan sonra hacca giden babasının iş yerini kendisine emanet ettiğini anlattı.
Bu işi 50 yıldır sürdürdüğünü aktaran Acar, “Ney, zurna, kaval gibi nefesli aletlerin ustasıyım. Bu işi çocuklarıma da öğrettim. Ben öldükten sonra veya bıraktıktan sonra çocuklarım da isterlerse yapabilirler. Onları çok güzel yetiştirdim” dedi.
Ali Rıza Acar, 4 oğlunu da meslek konusunda yetiştirdiğini ancak oğullarından sadece birinin bu işi sürdürdüğünü dile getirerek, “Beni babam nasıl yetiştirdiyse çocuklarımın da ben öldükten sonra bu işi yapmasını çok isterim ama bizim meslek çok ağır bir meslek. Ben çok uzun yıllardan beri bu mesleği yaptığımdan müşteri potansiyeli çok fazla ama dediğim gibi on tane usta olsa buranın işini yetiştiremez.” ifadelerini kullandı.
Acar, işlerinin çok yoğun olduğunu, yaptıkları müzik aletlerini genelde yurt dışına sattıklarını belirterek, yetiştirecek eleman bulamadığı için taleplere çok fazla cevap veremediklerini kaydetti.
Acar, genelde Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Amerika ve Arap ülkelerinden talepler aldıklarını vurgulayarak, “Ney, zurna ve diğer ürettiğim aletlerin hepsi de gidiyor. Avrupa’da yaşayan Türklerden çok talep geliyor.” diye konuştu.
– “En zoru kaval”
Yaptığı işin çok zor olduğunu ve dikkat istediğini belirten Acar, “Her işin zorluğu var ama öğrendikten sonra bize kolay geliyor. Bir zurnayı 4 saatte yapıyoruz. O da ben yaptığım için o kadar sürüyor. Başkaları bir kaval için en az üç-dört gün uğraşıyor. Zurnayı bir haftada yapan arkadaşlar da var ama ben üç saatte yapıyorum. Bir kavalı 3 saate bitiriyorum. Ney, düdük onlar zaten çok kolay. Enstrümanlar arasında en zoru kaval, delmek dikkat istiyor, o yüzden biraz zor. ” ifadelerini kullandı.
Acar, teknolojiye ağırlık vermeden babadan gördüğü usulde üretimini sürdüğünü, ağaç malzemelerini de Malatya, Elazığ, Sivas yöresinden bizzat giderek seçip aldığını anlattı.
Malatya’ya her sene iki üç kez gittiğini belirten Acar, “Memleketim Kastamonu’ya bu kadar çok gitmedim. Orada ağaçların cinsini arıyorum, kafama göre beğeniyorum, beğenmediklerim orada kalıyor. Sonrasında kamyon tutuyorum, yüklüyorum ve buraya kadar getiriyorum.” dedi.
– “Ürettiğim aletleri çalmayı öğrenmek nasip olmadı”
Ali Rıza Acar, yaptığı müzik aletlerini çalmayı bilmediğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“İşlerden dolayı başımı kaldırıp öğrenmek nasip olmadı. Tabii ki bir iki parça çalmak isterdim ama hiç zamanım yok. Bu zamana kadar gece gündüz çalıştım. Çalmayı bilseydim eğer önce kendim çalar akorduna vesaire bakardım ve fiyat bakımından daha ayrı olurdu. Mesela bir kavalı 200-250 liraya veriyorsam çalmayı bilseydim kendim bakar o zaman 500 liraya kadar satabilirdim. Şimdi çıkardığım ürünleri bir arkadaşım çalınca görüyorum akordunu ama 50 senedir kulağım sesine alışmış ve direkt anlıyorum, hangi perde dik, arıza nerede biliyorum. Hemen ellerinden alıp yaparım öyle teslim ederim.”
– “Yılbaşından sonra bırakacağım”
Günde 5 veya 6 enstrüman ürettiğini anlatan Acar, müşterilerinin en çok kişiye özel zurna talep ettiklerini kaydetti.
Acar, kendisinde 50 yılın verdiği bir yorgunluk olduğunu dile getirerek, “Ben de bırakma aşamasına geldim, yılbaşında inşallah bırakacağım. 64 yaşına geldim artık. Tek başıma küçüklüğümden beri çalışıyorum, çırpınıyorum. Eşim de ‘Artık bırak, yapacağın kadar yapmışsın’ diyor. Sonlandıracağım artık. Gönlüm isterdi ki 5-6 çırağım olsaydı ama yetiştiremedim, kendi çocuklarımı yetiştirdim onlar da yapmadı. Sadece benim gibi usta olan bir tanesi yanımda, o da isterse yapar.” diye konuştu.

Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

HAVA DURUMU


Yükleniyor...

Namaz Vakitleri

Yükleniyor
© 2017 Avas Haber Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Online Sayac:
Reklamı Gizle